YAKACİKLİ ATASİNA SAYGILIDIR....! Ölüsüne saygısı olmayan milletlerin dirisine de saygısı olmaz. Çünkü her ölü, dünyadan göçmüş olsa da manevî bir şahsiyettir. Onun geçmişte yaptıklarına, sürdürmüş olduğu hayata ve insan oluşuna hürmet göstermek gerekir. Kişi öldü diye onu kıymetsiz bir varlık olarak göremeyiz. Biz ölüsüne azamî derecede saygı ve hürmet gösteren bir inancın mensuplarıyız. Ceddimiz ölülerini diriler kadar önemser ve onlara kıymet verirdi. Osmanlı İmparatorluğu zamanında mezarlıklara çok önem verilirdi. O dönemde oluşturulan mezarlıklar çok bakımlı ve tertiplidir. İster halktan olsun, isterse yüksek kesimden olsun Osmanlı zamanında bakımsız kabristana rastlanmazdı. Buralarla ilgilenen ve bu işten ekmek yiyen özel hizmetliler vardı. Onlar hem ölüsüne, hem de dirisine kıymet veren bir medeniyetin temsilcisiydiler. Onun içindir ki uzun ömürlü bir idare kurdular Ölümü bize hatırlatan, hiç kimsenin saklayamayacağı ve kabul edemeyeceği cesetleri bağrına basan mezarlıklar hayatımızın ayrılmaz bir parçasıdır. İnsanlık var oldukça ölüm de var olacaktır. Ölüler yine toprağın kara bağrında gizlenecektir. Ölüm ve mezarlıklar edebiyatımızda da yaygın olarak yer almış, ağırlıklı bir tema olarak işlenmiştir. Son dönemin usta şairlerinden Üstat Necip Fazıl Kısakürek mezarlıklarla ilgili olarak ironiyle karışık şu dörtlükleri dile getirmiştir: 'Kapıya ne icra memuru gelir, Ne Birinci Şube sivil polisi.... İçerde kimine kuş tüyü sedir; Yüz üstü toprağa düşer kimisi.... Bir musiki orda zaman ve mekân.... Yıldız dolu feza küçük camekân... İmkân atomunu çatlatan imkân.... Bir hiç ki, içinde heplerin hepsi' Eskilerde köklü bir ölüm ve mezar kültürü mevcuttu. Ölüler büyük bir ihtimamla gömülürlerdi. Mezarlar planlı ve tertipliydi. Evlere, cadde ve sokaklara gösterilen özen mezarlara da gösterilirdi. Her mezarın ayak ve başucunda birer mermer veya kesme taş bulunurdu. Bu taşlar usta yazıcılara işletilirdi. Ölümle ve ölüyle ilgili bilgi ve hatırlatmalar taşa kazınırdı. Bu gelişigüzel yapılmazdı. Hat sanatı burada titizce kullanılırdı. Mezar taşlarına işlenen yazıların ve şekillerin hepsi planlı ve anlamlı olurdu. Bunun da bir kökeni ve geleneği vardı. Her mezara aynı işaretler konulmazdı. Her mezar taşı bir şeyi simgelerdi. Bu başlı başına bir sanat dalıydı. Kasabamız mezarliginda mezar taşları da mezarlarda sıradan...Birisi bir beton kalıbi yaptirmiş 3-5 kurus karsiliginde beyaz çimento siradan bir mermer mezar tasi ve cogunda da yazilarda isim hatasi, tarih hatası dolu ve hatta hatta erkek ölüye kadina ait mezar tasi bile konulmus bumu yakaciklinin Atasina gecmisine sahip cikmasi unutmayin onlarda bir gün bu dünyada idiler ve bizlerde oraya gidecegiz... O eski mezar kültürü ve geleneği devam etmiyor artık. Mezarliga ilk girişte basliyor ilgisizlik daha giriş kapisinda gelişi güzel yapilmiş bir giriş mezarlik içinde hiç bir düzen yok kime ait oldugu belli olmayan kaybolmaya yüz tutmuş yüzlerce mezar, yürürken nereye bastigini bilmeden ilerlemek mezarlik içinde acaba bir mezaramı bastim şüphesi ile dolaşma ve bakimsizliktan ilgisizlikten göçmüş mezarlar ne mezarlar arasinda dolaşacak yollar var nede neresi mezar belli degil..Bahsettiğim beton kaliplar yapılırken mezarladan sökülen taşlar yıgın yıgın diger mezarlarin üstüne atilmiş.. Yakacikli mezarlikta Atasini çiğneyerek dolaşiyor.. Aslında mezarlar çok önemli görevler ifa ediyor. En azından bize ölümü hatırlatıyorlar. Eskiden mezarlar şehirle iç içe olurdu. Günümüzde mezarlar şehirlerden uzak yerlere kuruluyor. Şehir içindeki mezarlıklar da bozulup yol ve park haline getiriliyor. Adeta ölümü hatırlatan her şey gizleniyor. Fakat biz mezarları ne kadar uzaklara kurarsak kuralım ölüm bizi unutmayacaktır. Azrail denen ölüm meleği vakti geleni ebedî istirahatgâhına taşıyacaktır. Son olarak şunu söylemek istiyorum:Öncelikle Yakacik Belediyesi basta olmak üzere hem yakacikta yasayan vatandaslarimizi hemde yurdun her yerinde bulunan Yakacıklılari Atalarina sahip çıkmaya davet ediyorum öncelikle Belediye Tarafindan Mezarligin düzenlenmesi yürüyüs yollari acilmasi ve bir an önce içerisinde bulunan gereksiz taşlarin toplanmasi, Vatandas olarak ta Atalarina Yakısan bir mezar ve mezar tası yaptırmalarini Mezarlarımızı ortak alanlar belleyip onları temiz tutalım. Vakti gelince çiçek dikelim,Çimler ekelim,Agaç dikelim, uzamış çimlerini biçelim. 'Nasıl olsa ölüler kalkıp kızamaz' deyip çöplerimizi buralara bırakmayalım. Özellikle yeni kurulan mezarların planlı olmasına dikkat edelim. Kasabamızdaki Düzensizliği bari buralara taşımayalım. Bizlerin de bir gün buralara göç edeceğini hatırlayıp kendimize çeki düzen verelim. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için çalışırken yarın ölecekmiş gibi ölüme veya dönüşü olmayan göçe hazırlıklı olalım Osman DEMİRDAG LÜTFEN BU YAZIYA DUYARSİZ KLAMYIN VE SESİNİZİ YÜKSELTİN SİZDE ALTİNA CEVAB YAZİN TEPKİNİZİ FİKRİNİZİ VE ÖNERİNİZİ BELİRTİN SAYGILARMIMLA